« Önceki |



Kahvaltı sonrası arkadaşıma 'Udunuzu alıp geliyorsunuz lütfen..' , dedim.
20.Ekim.2008
Günlüğümden -2007 Eylül- Kahvaltı ve fasıl (İlk bölüm linki)
Önceki yazımda söz etmiştim birbirimizin yanında rahat davrandığımızdan..Her ikimiz de birbirimizin evinde mutfağa girer, servise, bulaşığa gerektiğinde el atabiliriz ya da bir şeyleri birlikte hazırlayabiliriz.
Bu bir artı özellik belki çünkü herkes yapamaz, bir başkasının evinde mutfağa girmeyi asla yapamayacağı şeyler arasında sıralayan arkadaşlarım da olmuştur. Oysa, o sırada her ikimizin de sürekli evde bulunan birer yardımcımız olmasına rağmen teklifsizliğimiz rahat görüşebilmemizi de sağlıyordu belki de... Ha deyince: Hadi, gelir misin?..Bugün hava çok güzel, bu güzelliği paylaşmak isterim seninle.. diyebiliyorduk.
Hangimiz aynı dili konuştuğunu düşündüğü insanlara uzak kalabiliriz ki? Hele bu devirde, samimiyetin tarihte arandığı günümüz şartlarında aynı duygularla, doğal haliyle davranabilmek, anlayabilmek, anlaşılabilmek, bu duyguları yaşayabilmek bayağı lüks gibi gelmiyor mu size de? Aynı arkadaşımla geçirdiğim bir başka günü de şu şekilde aktarmışım bir başka yazımda:
Dün, işlerimi halledip tam yürüyüşe çıkacaktım ki, çok sevdiğim bir arkadaşım arayıp, bana gelmek istediğini söyledi. O da çalışıyor, sorumlulukları var, dolayısıyla çok sık görüşemiyoruz. Bir ân ne cevap vereceğim konusunda tereddüt yaşadıktan sonra, yürüyüşe çıkmak üzere olduğumu, mümkünse 2 saat sonra gelmesini ama mutlaka kendisini beklediğimi, görmek istediğimi söyledim.
Yürüyüşü nasıl özlemişim.Kulağımda sevdiğim müzik parçaları yol arkadaşlığı eder genelde bu sırada..Dertsiz, kaprissiz ve neşe verici arkadaşlardır onlar, siz istediğiniz sürece sizinledirler, türünü siz belirlersiniz, istediğiniz anda sizinle olmaya hazırdırlar, vs.. Özgürlük, enginlik duygusu hissediyorum yürürken, biliyor musunuz?
Eğer doğa ise yürüyüş mekânı olarak seçtiğim yer, gökyüzünü, ağaçları çiçekleri.. yolumdaki her şeyi hissetmeye çalışırım, ara ara yoğunlaştırırım dikkatimi.. Yok, deniz kıyısındaysam da, kayalıklarda sekmek gelir içimden, martılarla söyleşmek.. Kimi zaman, mehtap, tüm ihtişâmıyla denize yansırken, büyülenirim lâcivert sularda oynaşan ışıklardan..
Resimler çekip, bilgisayarıma aktarırım, hattâ kameraya alırım, sonra da aynı keyfi yineleyebilmek amacıyla..
Neyse, yürüyüş sonrası eve döndüm, arkadaşımla da eve yakın bir mesafede karşılaştık, birlikte eve adım atmış olduk. Ne bulunmaz ev sahibesiyim, değil mi? Birlikte mutfağa girip, pratik bir şeyler hazırladık..
Övünmek gibi olmasın ama ikimiz de oldukça pratik ve becerikli denilecek tiplerdeniz.. Sonrası, güzel bir çay, sohbet faslı.. Ayrıca kenarda beni bekleyen kanunumu da iki akşamdır elime alıyorum, yine nostaljik nağmelere dokunmaya çalıştım, biraz saz, şarkı, biraz söz..Hoş oldu kısacası..
Ah, bunu yazarken kanun virtüözü olduğumu düşünmesin kimse,sadece dinlenilebilirim, müzik yeteneğim ve birikimim 'sıradan' ın oldukça üstündedir. Çalışma eksik ama, saz da emek istiyor her güzel şey gibi..
Aklımda çok fazla eser kayıtlıdır, nota olmaksızın da bu eserleri çıkarabilirim, tabii bunun için de vakit ayırmam gerekiyor. Bir de kanun hoca'm kulaktan değil de nota yoluyla gitmemi istemiştir hep.. Şiir gibi bir saz, çok seviyor ve iyi yorumlayıcı olmayı epeyce istiyorum..
Gelişmeler bu yönde..Yazım hayatıma da ara verdiğim yerden devam etmiş oldum böylece..
..... demişim bir geçmiş yazımda...
21.Ekim.2008
Yok, bir kerede yazamıyorum işte..Bilgisayara oturunca bir geziniyorum önce, bir bakıyorum ki dalıp, sürüklenmişim bir eski resme, bir yazıya, bir maile... Zaten uzun uzadıya oturamıyorum.Dün- bugün içiçe geçmiş oluyor böylece..Dünü yazarken günü yaşıyor, ekliyorum.Yazının devamı biraz uzun, belki akşama ekleyebilirim.Dışarıda işlerim var.
Dün okurken etkilendiğim yazılardan birisini aşağıya alıntılamayı da ihmal etmeyeyim.
Hangimiz Yalnız Değiliz ki?
Peyami Safa' nın eserlerini hatırladım. 'Yalnızız' ve '9. Hariciye Koğuşu' ... onlarda da böylesi içime işleyen bir hüzün kokusu hissetmişimdir çok daha genç yaşlarda, hüzünle bu kadar ahbap olmadan okumuş olmama rağmen...
İnsan yaşadıkça çok şeyler duyumsuyor, hani: 'Kim tattı, o bildi.' misâli...Gören, koklayan değil, tadan biliyor.Ateş, düştüğü yeri yakıyor.Yakınlığına göre, çevresindekileri de ısıtıyor ancak!...
Dün düzenlemeye giriştim yine..Anılar, kitaplar, resimler... Onca işin arasında, vakit geceyarısını çoktan geçmişken, bir de kitap geçmesin mi elime..Hadii..İki kitap okudum bu arada da bir pasajı aktarayım:
"Anladım ki; Allah (c.c.) insanların birbirinden ayrı değil, tek vücut halinde yaşamalarını istediğinden, her birine kendi ihtiyaçlarını değil; hepsi için gerekli olan şeyleri ilham ediyor. Anladım ki, insanlar kendilerini düşünerek yaşıyor gibi görünse de, gerçekte onları yaşatan tek şey sevgidir.Kim severse, Allah' a yaklaşır; Allah da ona yaklaşır. Çünkü O sevgiyi yaratandır!
Tolstoy, “İnsan Ne İle Yaşar” adlı eserinden...
Neyse ben yine izin isteyeyim, vakit daralıyor, çıkmam gerek...
Sevgilerle... Hatice
...sürecek.....

Hayat biz onu planlarken başımızdan gelip geçenlerdir...
John Lennon

Merak edenlere;
DOMUZ GRiBi KONFERANS NOTLARI 20.10.2009 CERRAHPAŞA TIP FAK. Hastanesi;
"DOMUZ GRİBİ'NDEN KORUNMAK İÇİN BASİT FAKAT ETKİLİ ÖNLEMLER.
Mikrobun vücuda giriş noktaları yalnızca burun delikleri, ağız ve boğaz yoluyla olmaktadır. Çok bulaşıcı bir yapıya sahip olmasından dolayı her türlü önleme karşı H1N1 virüsüyle temas etmekten kaçınmak veya korunmak imkânsızdır. H1N1 virüsüyle temas etmek virüsün vücutta çoğalması kadar önemli değildir. Sağlığınız yerinde ve H1N1 hastalık belirtileri göstermiyorken virüsün vücutta üremesini, belirtilerin daha da şiddetlenmesini ve ikincil enfeksiyonların gelişmesini önlemek için dikkatimizi N95 veya tamiflu gibi ilaçları stoklamaya vermek yerine çoğu bildirgelerde bahsedilmeyen bazı çok basit önlemleri uygulayabiliriz.
1. Ellerin sıklıkla yıkanması ( Bütün bildirgelerde bahsedilmiştir)
2. "Hands-off-the-face" "Ellerinizle yüzünüze dokunmayın" yaklaşımı. Yemek, banyo ve yara bakımı gibi zorunluluklar dışında yüzünüzün herhangi bir yerine dokunmaktan kaçınınız.
3. Ilık tuzlu suyla günde iki kere gargara yapınız( tuza güvenmiyorsanız Listerine kullanınız). H1N1 'in boğaz ve burun boşluklarında çoğalıp enfeksiyona sebep olarak karakteristik belirtileri göstermesi için 2 -3 güne ihtiyacı vardır. Sağlıklı bir kişinin ılık, tuzlu suyla gargara yapmasının etkisi hastalığa yakalanmış olan bir kişinin tamiflu kullanması ile aynıdır. Bu basit ucuz fakat güçlü önleyici yöntemi küçümsemeyiniz.
4. Yukarıdaki 3. Önleme benzer olarak; Burnunuzun içini en az günde bir kere ılık tuzlu suyla /serum fizyolojikle temizleyiniz. *Günde bir kere burnunuzu sümkürün ve sonra ılık tuzlu suya batırılmış pamuk tamponlarla silerek temizleyiniz. Bu yolla burnunuzda bulunan virüs sayısını etkili bir şekilde azaltmış olursunuz.
5. Narenciye suları gibi C vitamin bakımından zengin olan yiyecekler kullanarak doğal bağışıklığınızı güçlendiriniz. Eğer ilave olarak C vitamin kullanmak zorunda iseniz emilimi artırmak için mutlaka Çinko ile birlikte alınız.
6. Bitkisel çaylar, çay, kahve gibi sıcak veya ılık içeceklerden içebildiğiniz kadar çok içiniz. * Sıcak içecekler içmek gargara yapmakla aynı etkiye sahiptir fakat ters yöne doğru. Sıcak içecekler virüsleri yaşamaları mümkün olmayan ortama sahip olan mideye doğru yıkayarak götürürler. H1 N1 virüsü mide'de çoğalamaz, herhangi bir zarar veremez ve hayatiyetini devam ettiremez."
Dr.Vinay Goyal
Domuz Gribi pandemisinde bu kış ikinci dalga bekleniyor.
11 Ekim 2009 itibarı ile dünya genelinde %1.18 (399,232. vak'ada 4,735. ölüm) mortalite hızıyla seyreden salgında tıpkı 1918 H1N1 pandemisinde olduğu gibi ikinci dalgada mortalite hızının artması söz konusu olabilir.

SEVGİLİ DOSTLAR,
HOCAMIZ CEMALNUR SARGUT’UN TEŞRİFLERİYLE; “GÜNEŞLE AYDINLANANLAR” ULUSLAR ARASI ŞEMS SEMPOZYUMU VE HZ. MEVLANA HAFTASI ETKİNLİKLERİ “ŞEB-İ ARUS” ÇERÇEVESİNDE YAPILACAK OLAN BU YILKİ KONYA SEYAHAT PROGRAMINI EKTE SUNUYORUZ.
SAYGILARIMIZLA.
SEVGİLİ DOSTLAR,
ŞEB- İ ARUS NEDENİYLE BU YIL DÜZENLENECEK OLAN KONYA SEYAHATİ İKİ SEÇENEKLİ OLACAKTIR.
1. SEÇENEK ( 4 GECE 5 GÜN )
14.12.2009 GÜNÜ İSTANBUL SABİHA GÖKÇEN HAVA LİMANI' NDAN PEGASUS HAVAYOLLARI İLE SAAT 06:40 HAREKETLE KONYA VARIŞ VE OTELE GİRİŞ.
18.12.2009 CUMA GÜNÜ KONYA' DAN THY İLE 09:10 HAREKETLE İSTANBUL ATATÜRK HAVA LİMANI' NA VEYA PEGASUS HAVAYOLLARI İLE 20:45 DE İSTANBUL SABİHA GÖKÇEN HAVALİMANI’NA VARIŞ. ( UÇAK BİLET FİYATLARI DEĞİŞKEN OLDUĞUNDAN TALEPLERİNİZİN BİZE ULAŞTIĞI TARİHDEKİ RAKAMLAR ÜZERİNDEN BELİRLENECEKTİR. )
SEYAHAT BEDELİ 375.- YTL ' DİR ( OTEL ODA KAHVALTI VE KONYA HAVAALANI TRANSFERLERİ )
UÇAK BİLETLERİ TARAFIMIZDAN TEMİN EDİLEBİLİR
2. SEÇENEK ( 4 GECE 5 GÜN )
13.12.2009 PAZAR GECESİ SAAT 22:00 SUADİYE OTEL ÖNÜNDEN HAREKET,
14.12 2009 SABAHI ANKARA' DA HACI BAYRAM VELİ HAZRETLERİ TÜRBESİNİ ZİYARET KONYA'YA VARIŞ VE OTELE GİRİŞ.
18.12.2009 CUMA GÜNÜ 11.00 DA KONYA' DAN HAREKETLE İSTANBUL' A VARIŞ
SEYAHAT BEDELİ 475.- YTL' DİR. ( OTEL ODA KAHVALTI VE ULAŞIM )
***
Ayrıntılar bende.. Duyurayım istedim.
Sevgiler...
Hatice/ Hayat
http://www.facebook.com/video/video.php?v=1206072626611
Elif hanım çok güzel tanımlamalar paylaşmış.Kitabı okuduğumda da beğenmiştim bu kuralları... Tasavvufa yabancı olanlar için faydalı, içinde olanlar içinse belki hafif gelebilecek bir kitap. Bir özeti, romanla aynı sayabilir miyiz? Mesnevî' den sonra 'aşk' özet olsa gerek değil midir? Yine de kural olarak tanımlanan düşünceleri beğendim.
***
Bâzı şeylerin gitmesine izin vermek işte bu nedenle çok önemlidir. Onları serbest bırakmak.Gevşek olanı kesmek…İnsanların hiç kimsenin işaretli kâğıtlarla oynamadığını anlaması gerekiyor; bazen kazanırız ve bazen de kaybederiz. Hiçbir şeyi geri almayı bekleme, yaptıkların için takdir edilmeyi bekleme, ne kadar zeki olduğunun keşfedilmesini bekleme ya da aşkının anlaşılmasını. Daireyi tamamla. Gururlu, yetersiz ya da kibirli olduğun için değil, sadece artık onun senin yaşamı...nda yeri olmadığı için. Kapıyı kapat, plağı değiştir, evi temizle, tozdan kurtul. Geçmişte olduğun kişiyi bırak ve şu anda kimsen o ol. ZAHİR-Paulo Coelho