Sevgililer,
İnancınız ne ise ona göre muamele göreceksiniz. Ulaşacaklarınız inancınız kadar olacak. Size söylendi: İnsan nasıl düşünüyorsa öyledir. Gönlünüzü Yaratan’la doldurduğunuz zaman her şeyi yapabilirsiniz. Zira O’nun adına olabileceklere sınır yoktur.
Gelecek günlerde, önceden ruhlara ekilmiş ve şimdi karanlıkta uyuyan tohumlar artık filizlenmeye başlayacak ve siz, karanlıktan muhteşem ışığa çıkacak nice ışık tohumları bulacaksınız. Bir çok gönüllerde büyük değişmeler olacak, çok beklenmedik değişiklikler. En katı yürekler yumuşayacak, ve Sevgi yeniden serbestçe akacak.
Işık güçlerinin büyük ölçüde birleşmesi, birbiri ile kenetlenmesi meydana gelecek. Bir çok eski gruplar parçalanıp dağılırken, bir taraftan yeniden teşekkül eden yeni gruplar olacak ve oralarda gerçeğin ruhu, ışığa mensup olanları kendinde toplayıp, ışık taşıyıcılardan meydana gelen parçalanmaz bir kuşak teşkil edecek.
Eski geçip gidecek, ve siz, bütün harikaları ve ihtişamı içinde Yeni’yi göreceksiniz. Bileceksiniz, zafer çok yakın ve kat’i. Sevinçle seslenin ve kalpleriniz şükürle terennüm etsin.
O’nun sevgilileri!.. Bütün kalbiniz, aklınız ve ruhunuzla inanıyor musunuz ki O sizde ve siz gerçekten O’ndasınız. Öyle ise siz hakikaten gerçeği biliyorsunuz ve gerçek yolda yürüyorsunuz.
Gerçeği tam bir çocuk inancı içinde kabul edin. O zaman o sizi öyle bir sevinçle doldurur da siz Yaradan’ın sevgisinin hudutsuzluğunu duyarsınız.
Dikkatli olun ve kendinizi tetkik edin. Boş sözler sarf etmeyin fakat sadece hikmet ve gerçek olanı söyleyin. Allah’a duyulan sevgi ile dolu olduğunuz zaman sükut altındır.
Tembelce düşünceler ve hayallerle zaman harcamayın, fark edin ki siz kendi içinizde bütün kuvvete, bütün zekaya, bütün hikmete, bütün anlayışa sahipsiniz, siz evrensel zihnin ve evrensel şuurun ta kaynağından durmadan alabilirsiniz.
Arayın, bulacaksınız ve sizden hiçbir şey gizlenmeyecek.
Tercüme eden: Jale Gizer Gürsoy
Findhorn Celselerinden - 3 “Verdiginiz mi fazla, aldığınız mı?”
Sevgililer;
Şimdi yeryüzünde bu mevsimin iyi niyet ve barış mevsimi olması gerekirdi, halbuki dünyada iyi niyet ve barış değil, sadece büyük bir kargaşalık, şaşkınlık ve tatminsizlik var. İnsan hayattan mümkün olduğu kadar çok şey almak ve mümkün olduğu kadar az vermek istiyor ve sonra da, her şeyin neden dolayı yolunda gitmediğine şaşıyor. Kendinize dürüstçe ve iyi bakın; siz hayattan mümkün olduğu kadar çok almak ve mümkün olduğu kadar az vermek mi istiyor musunuz? Siz, hayatın öz gücünü boğan ve yeryüzünde bu kargaşalığa sebep olan hastalığın bir parçasını mı teşkil ediyorsunuz, yoksa siz şifa veren kuvvetin safında mısınız? Gerçekten, siz veren mi yoksa alan mısınız? Bunu ancak siz bilebilirsiniz. O, sizin bu suali kendi kendinize sormanızı istiyor, birbiriniz hakkında sormanızı değil. Bu konuda her biriniz kendi kararınızı kendi başınıza vermelisiniz ve bir başkasının size yardım etmesini beklememelisiniz. Kendi içinize derinlemesine bakın ve maksatlarınızın ne olduğunu tam doğru olarak görün. Siz hayata ne veriyorsunuz?
Siz hayata sizde olanın en iyisini vermedikçe, ondan en iyiyi almayı beklemeyin. Toprak da böyledir; siz en iyiyi koymadıkça, onu besleyip ona sevgi ile bakmadıkça, ondan harikulade neticeler bekleyemezsiniz. Verdiğinizce alırsınız. Siz sadece en asgariyi verirseniz, ancak en asgariyi alırsınız, ama siz verebileceğinizin azamisini verirseniz, o zaman sadece azamiyi almakla kalmaz, gelen bereketin dolup taştığını görürsünüz. Bu, hayatta her şey için böyledir.
Yirmi dört saat içinde vaktinizin ne kadarını Yaradan ile birlikte geçiriyorsunuz? Yaptığınız işlere O’nu ne ölçüde dahil ediyorsunuz? Her şeyiniz O’nunla ne derece paylaşıyorsunuz? Bu soruları ancak siz doğru şekilde cevaplandırabilirsiniz. Neden kendinize bir zaman ayırıp, bu soruları dürüst bir şekilde cevaplandırmaya çalışmayasınız ve alacağınız cevapları görmeyesiniz? Çünkü ancak cevapları bildiğiniz zaman siz ne yapmanız gerektiğini bilebilirsiniz.
Siz bütün için mi yaşıyor, bütün için mi çalışıyor ve bütüne mi veriyorsunuz, yoksa sadece kendiniz için mi yaşıyorsunuz? Hayatınız mutluluk ve tatmin içinde midir, yoksa, hakkınızı alamadığınız, hayatın size gerçekten bazı şeyler borçlu olduğu gibi bir duygu içinde misiniz? Ara sıra insanın kendi içine bakması ve hayatta tutmuş olduğu istikameti görmesi hiç kimseye zarar vermez.
Hatırlayın, çalışıp didinmek, mutlaka, sizde olanın en iyisini vermek demek değildir, fakat asıl mühim olan, sizin davranışlarınızın bütünüdür. Çalışma, bazen hayattan bir nevi kaçış olur, işleriniz bazen sizin hayatı ve kendi doğru ve gerçek yerinizi görmenize engel olabilir. Öyle ise kendinizi iş-güç ardına gizlemeye kalkışmayın, fakat ışığın sizin içinize girmesine, içinizden geçmesine, her yanınızı aydınlatmasına imkan verin ki, hiçbir şey saklayamayasınız. Şeffaf olmaktan korkmayın, çünkü hayatta gerçek hürriyeti ve sevinci ancak bu suretle bulabilirsiniz.
O’nun sevgisi ve huzuru her birinizi doldursun ve kucaklasın. O’nun emrini yaparken, O’nun yolunda giderken, O’nu yüceltirken, gönülleriniz derin sevgi, övgü ve şükürle dolu olsun ve siz tam huzur içinde olun.
Tercüme eden: Jale Gizer Gürsoy



