« Önceki | Sonraki »

15/8/2007

Ne olursa olsun asla vazgeçme!

Ne olursa olsun asla vazgeçme!  

 

Gözlerini açtiginda çölün tam ortasindaydi. Fidye için yanlis adami kaçiran mafya, sanki intikam almak istercesine genç ve suçsuz adami, çölün ortasinda ölüme terk edip kaybolmustu. Inanilir gibi degildi. Epeyce bir saskinliktan sonra düsünmeye basladi genç adam. Aklina henüz dördüncü sinifa giden on bir yasindaki oglu geldi. Oglu uzaktaydi ve yasadiklari kasabada yapayalnizdi.

 

Geçen yil bir trafik kazasinda karisini kaybetmisti. Oglu için, onun gelecegi için yasamak zorunda oldugunu biliyordu. Bunlari düsününce yüzünde bir intikam ifadesi olustu. Bekle beni yavrum geliyorum, senin için yasayacagim seni asla yalniz birakmayacagim dedi.

 

Günesin battigi yöne dogru yürümeye basladi. Yürüdü, yürüdü, yürüdü; Aç ve susuz tam üç gün yürüdü. Umutlari bitmek üzereydi. Üç gündür bir vahaya ulasamamisti. Kararliydi, yavrusuna kavusacakti, vazgeçmemeye yemin etti. Yürüdü. Büyük bir inançla yürüdü. Susuzluktan çatlayan dudaklarindan akan kani eme eme yürüyordu.

 

Birden muhtesem bir sey oldu ve bir vaha gördü, yaklasti. Kurtuldum, geliyorum yavrum diye diye kosmaya basladi. Vahanin yanina geldi, su diye elini daldirdigi seyin kavurucu sicagi adeta bir serap tokadi savurdu adama. Lanet olsun dedi ve yürümeye devam etti. Kisa bir süre sonra yeniden bir vaha gördü. Agaç, çiçek, su, her sey vardi. Yine kostu. Bu seferki kesinlikle vahaydi. Ama yaklasinca çöl sagir edercesine yüksek bir sesle bagirdi: Ben bu kadar cömert degilim, serap görüyorsun seraaap! Genç adam yilmadi, yikilmadi. Yine yürüdü. Oglu bir an bile çikmiyordu aklindan... Tekrar bir vaha gördü, kostu kostu ve yüzüstü suya atladi. Agzina dolan kumlar yine serap diye bagirdi. Hiç hali kalmamisti ama her gördügü vahaya kosuyordu, her seferinde serap olsa da.

 

Artik besinci gün de bitmisti. Sürünerek gidiyordu ogluna, yeniden bir vaha gördü. Kumlara tutuna tutuna gitti. Bu kaçinci serapti Allah bilir. Hizi tamamen biten genç adam artik sürünemiyordu bile. Yeniden bir vaha gördü. Biraz daha gitti, biraz daha süründü. Güçlükle sunlari mirildandi: Beni affet oglum gelemiyorum. Biliyorum bu da serap, bir sonraki de. Elveda!

 

Kendini günesin eriten sicagina birakti ve teslim oldu. Kisa bir süre sonra öldü. Ertesi gün ayni yerden bir kervan geçti. Kervanin kilavuzu genç adamin cesedini buldu ve söyle seslendi: Su içmeyi birakin da çabuk buraya gelin. Burada bir ölü var.

 

Suya 10 metre kala susuzluktan ölmek kim bilir ne acıdır, ama ölen hiçbir zaman bunu bilmez.

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

2 yorum yazılmıştır

  1. Yazan: isimsiz | Tarih: 2007-08-15 16:41:44
    Konu: SEVGİNİN GÜCÜ
    Mavinin yeşiline karışmış uzun uzun ağaçların gölgelerini cömertçe sunduğu,türlü türlü böceklerin, çiceklerin yaşağı,insanoğlunun pek az uğradığı ormanlardan birinde güzel birk göl vardı.Suyu berrak mi berrak,serin serin...Gölün kıyısında hayat bulmuş boynu bükük papatya,yanıbaşında o essiz büyülü suyun içinde açmış olan en az kendi kadar yalnız görünen nilüfer çiceğine sevdalanmıştı.Onun görkemli görüntüsünü,saf masum,asaletli halini hayranlıkla seyrediyordu her gün.

    Nilüfer çiceği de kayıtsız değildi sevgili papatyasına karşın.Birbirlerine sevgiyle bakıyorlar,şarkılar söylüyorlardı birlikte.Yalnızlıklarını unutuyorlardı su koskoca orman içinde...Tanrım diyordu papatya içinden kimi kez.Bu güzelliğin yanında benim yerim nedir ki?
    O suyun içinde yaşar bense toprakta...
    Elimi uzaksam tutumam bile onu..Oysa öylesine istiyorum ki onun yanında olmaii..

    _Ey güzel çiceğim, ey benim nilüferim seviyorum seni...Lakin öylesine çaresizim ki..
    Sana nasıl ulaşacağımı bile bilmiyorum....Evet orada olduğunu bilmek,sesini duymak,güzelliğini görmek bile yetiyor bana ama istiyorum ki elini tutayım.güzelliğine dokunayım.Gel gör ki ben bir papatyayım,sen ise bir nilüfer...
    Ayrı dünyalarda yaşayan iki ayrı çicek...

    Nilüfer,karşılıksız bırakmadı papatyanın sözlerini;
    Papatyaların en tatlısı,kemandan çıkan müzik aynı ama nağmeleri çıkaran teller ayrıdır.Sen başkasın,sen ordasın,ben buradayım diye yerinme.Gönül sesine kulak ver yalnız...Bir şeyi istiyorsan yürekten iste...Sevgi,aşk, ne büründüğün kiyafeti,ne makamı, ne mesafeleri ne de başka bir şeyi dinler..Onun fermanı okunmaya başladımı her şey susar.Her şey çaresizi kalır..Sevgi söz konusu olduğunda kişi ikendi dışındaki güçlerin insafına kalmaz.Çünkü;kendisi de güçlübir varlık haline gelir.Ruhunun derinliklerinden gelene bu sevgi güçlenmeye başladıkça kayıtsız kalamaz buna tüm evren...
    Sen ki benim güzelliğime,aşkınla güzellik katmakta,yalnızlığımı örtbas etmektesin.Benim ve kendinin varolduğumu ıspatlalamaktasın dünyaya.

    şimdi kapat gözlerini sımsıkı...
    Sıyrıl tüm düşüncelerinden....
    Yalnızca ama yalnızca beni düşle..
    Yanımda olduğunu,gölün sularında
    elimi tuttuğunu hayal et...İşte beni...
    Göreceksin ki sevginini aşamayacağı engel yoktur!

    Papatya,nilüferin dediğini yaptı.Yalnızca ama yalnızca onun hayalini doldurdu tüm benliğine.Kendini güzeller güzeli çiceğinin yanında farz etti.İstedi...istedi..

    _Aç gözlerini! dedi nilüfer.
    Papatya şaşkınlık içindeydi gözlerini açtığında.
    Sevgili çiceğinin yanında.
    gölün suları içinde bir nilüfer çiceğiydi artık o da...


    Sevmek...
    İstemek....
    Hayal etmek....
    İnanmak.....


    Olmayacak şey yoktur!
    Eğer ki; bu duygulara sahipseniz....

    Bağlantı »

  2. Yazan: halimkok | Tarih: 2007-08-15 13:21:24
    Konu: Serap
    Bana kalırsa sizin bloğun ismini HAYAT OKULU yapalım derim Hayat Hanım..
    Böyle can alıcı, böylesine doğru şeyleri nasıl bulup seçebiliyorsunuz
    seraplarla dolu bu hayatta.

    İnşallah bizlere de bildiklerimizle inandıklarımızla yaşamak nasip olsun ki
    ömür boyu bir serabın peşinde koşmakla geçirmiş olmayalım hayatımızı.
    Selamlar, sevgiler.

    Bağlantı »

HAYAL GIBI